Başkan’ın Mesajı

Değerli dostlarımız,

Biz Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği olarak, ülkemizdeki korunması gerekli taşınır-taşınmaz kültür varlıklarımızın gelecek nesillere aktarımı için yapılacak, uygulanacak her türlü bilimsel çalışmalara öncülük etmek ve toplumumuzda farkındalığın arttırılması adına, danışman kurulu değerli hocalarımızın yol göstericiliği ve önderliği ile, Mimarlık ve Restorasyon öğrencilerinin birlikteliğinde 2009 yılında kurulduk.

Derneğimiz olarak amacımız ve görevimiz; ülkemizin kültürel eserlerini, anıtsal abidelerini mümkün olduğu kadar çok ülkemiz vatandaşlarına ulaşabilir hale getirmek, kültürel mirasımıza  en geniş kitlelerin dikkatini çekmek, geleneksel sanatlarımızın yaşatılmasını sağlayacak ortamları sağlamak ve bu oluşumu zenginleştirecek düşünme biçimini desteklemektir. Sadece eğitim üzerinden sağlanamayacak kadar kapsamlı koruma politikalarının etkinliğini artırabilmek, kültürel varlıkları ile halkın doğrudan karşılaşmasıyla elde edilebilecektir. Bütün vatandaşlarımızın kültür varlıklarına erişimini sağlamak ve bu bağlamda devletimizin yön veren, canlandıran ve düzenlemeler yapan itici gücü rolüne bilimsel çerçeveler ve akılcıl önerilerle destek olabilmek bizlerin birincil görevi olacaktır. Kültürel mirasın korunması adına, ekonominin temel taşları olan özel sermaye temsilcileri ile işbirlikteliği için gerekli mevzuat çalışmalarına önerilerimizle destek vermek, özel sermayeyi sponsorluk bazında teşvik edecek yasaların sunulmasına öncülük ederek mevcut kültür varlıklarımızın büyük kitlelere ulaşmasını sağlamak da bizlerin diğer bir görevi olacaktır.

Bu bağlamda, kültürel mirasın korunması, yaşatılması ve halkımızla doğrudan iletişimi için gerekli olan harcamaların arttırılması; hükümet eylemlerinin, devletin rolü öne çıkarılarak, yerel yönetim ve topluluklarla, kurumlarla görüş alışverişinde bulunarak, ilgili bakanlıkların mali olanaklarının yeniden düzenlenmesi ile olabilecektir.

Değerli dostlarımız, binlerce yıl öncesi birçok kültüre ev sahipliği yapmış ve büyük bir ulusun kurduğu en büyük politik ve medeniyetin yüzyıllarca varlığına olanak vermiş bu topraklarımızı, tarihinin anılarıyla yaşatmak toplumumuz açısından bir ulusal kültür sorunudur. Bunun gerçekleştirilmesi ise, bu kültürün toplumumuzda yeter yoğunlukta var olmasıyla mümkündür.  Bunun yanında diğer önemli meselemiz, korunması istenen tarihsel çevrenin ne olduğu ve günün koşulları içinde yaşama olanağıdır. Tarihi eser ve tarihsel çevrenin korunması meselesi; kentin tarihsel dokusunun bugüne ulaşmış niteliklerinin, kentin gelecekteki yaşantısına entegrasyonu, yani dünü, bugünü ve yarını beraber yaşatabilme ve bunun yöntemini bulma ve gerçekleştirebilme meselesidir. Bu bir teknik sorun olmadan önce ekonomik ve kültürel bir sorundur. Sanayileşmenin, kentleşmenin ve demografik hareketlerin maddi çevreyi değiştiren gücü bilinmektedir. Boyutları, görünüşü, işlevsel eğilimleri ve hızıyla eskinin yerine yeni bir organizma geçmektedir. Sadece teknolojik gelişmenin getirdiği eğilimler söz konusu olduğu zaman eskinin yaşama olanağı olmayacaktır.

Kültürel mirasımızın, sahip olduğu değerlerine uygun bir şekilde yaşatılması, başta halkımız, milletimiz ve geleceğimiz olan nesillerimiz olmak üzere tüm dünya vatandaşlarına sunulması ancak geçmişin ve bugünün değerini, manevi duygularıyla birleştiren çok değerli üst düzey devlet yöneticilerimizin, sizlerin ve bizlerin alacakları tarihi kararlar neticesinde olacaktır.

Hiç şüphesiz ki, devlet büyüklerimiz ve vatandaşlarımız alacakları bu ulvi kararlarıyla, kültürel tarihimizin altın sayfalarına önemli isimler olarak yazılacaklar ve gelecek nesillerin iyi niyetli kalbi manevi duygularıyla ebediyen anılacaklardır.

“Yaşam koşullarının, geleneklerin, yapım tekniklerinin hızla değiştiği bir dünyada tarihi kent mekânları, tarihi evler geçmişte nasıl bir çevre içinde yaşandığını gösteren açık hava müzeleri olarak da düşü­nülmelidir. Tarihi çevreler ve yapılar; arkeolojik, tarihi, estetik önemlerinin yanısıra, folklorik ve yaşanmışlık değerleri nede­niyle de korunmalı ve kamuoyunun kullanımına açılmalıdırlar. Dünyanın her köşesinde toplumları tarihi kentlerin, tarihi geleneksel yapıların fiziksel görüntüsünü korumaya şevkeden de bu bilinçlenme olmaktadır. Bu bağlamda, biz vatandaşlar olarak geçmişi bugünle beraber yaşama hakkı’nı günümüz kültürü içinde evrensel kabul gören bir ilke olarak savunmak zorundayız.”

Saygılarımla,
Serhat ŞAHİN
Mimar
Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı